Mevlana Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr Bekir KARLIK ile Ropörtaj

Türkiye’de teknoloji ve inovasyon gibi konularda yeterli bilgiye sahip, yenilikçi ve çağdaş düşünen, “Büyük Adamlara” çok fazla rastlayamıyoruz. Kendini bilime adamış adamlara rastlayınca da bırakasımız gelmiyor elbette. Türkiye’de magazin programlarının, bilimsel programlardan çok daha fazla izlendiğini düşünürseniz, bu tezime hak vereceğinize eminim. Bu bağlamda Mevlana Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sayın Bekir KARLIK ile sizler için bir röportaj gerçekleştirdik. Bize bu imkanı tanıdığı için Sayın KARLIK’a çok teşekkür ediyor, dünya çapındaki başarılarının devamını diliyoruz.
Kimdir Bekir KARLIK? Kendinizi bize tanıtır mısınız?
1964 Karaman doğumluyum. Ortaokul ve liseyi İzmir’de okudum. Üniversiteyi ise Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Elektrik-Elektronik Bölümü’nde okudum. Ardından Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği okuyarak mezun olduktan sonra, Yüksek Lisans ve Doktoramı da burada tamamladım. 2000 yılında Doçent, 2006 yılında da Profesör oldum. Öğretmenliğe ve idealistliğe olan sevgimden dolayı mühendislik hiç yapmadım. Hep eğitimci olmaya özen gösterdim. Daha sonra Celal Bayar Üniversitesi’nde 6 yıl bulundum. Elektrik-Elekronik Mühendisliği Bölüm Başkanlığı yaptım. Burdan Ege Üniversitesi Uluslararası Bilgisayar Enstitüsü’ne geçtim. Burada birkaç yıl kaldıktan sonra devlet memurluğumdan istifa edip, önce İngiltere’de sonra Bahreyn’de çalıştım. Fakat bir takım ailevi mevzulardan dolayı 2004′te Türkiye’ye geri geldim. Şimdi ise Mevlana Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı olarak görev yapıyorum. Ayrıca Türkçe karşılığı “Yapay Zeka ve Uzman Sistemleri Dergisi” olan uluslararası bilimsel bir derginin baş editörüyüm ve 7 tane uluslararası derginin de yazarlar listesindeyim. Bunun haricinde 22 derginin yine uluslararası hakemliğini yapıyorum. Yapay zeka, koku nakli, ağız kokusundan kanser teşhisi, biyolojik kol protezlerin yönetilmesi alanlarında bilimsel çalışmalarım bulunuyor.
“İsmi Beni Çok Etkiledi”
Peki Bekir Bey, neden Mevlana Üniversitesi?
Türkiye’ye döndüğümde birçok özel üniversiteden idareci ve eğitimci sıfatıyla teklifler aldım. Ancak kabul etmek istemedim. Yine yurtdışına gitmeyi planlıyordum fakat, çevremden ve ailemden burda kalmam yönünde ısrarcı eleştiriler aldım. Bunun üzerine Mevlana Üniversitesi’nden aldığım teklifi kabul ettim. Bu üniversi-
teyi tercih etmemin en önemli sebeblerinden biri de, isminin beni çok etkilemiş olmasıdır. Bana nereden geldiğimi, kim olduğumu anımsatıyordu. Sonuçta kendi memleketim ve doğduğum topraklar burası. Ben de doğduğum topraklarda görev yapıp, ülkeme hizmet etmek istedim. Bu yüzden Mevlana Üniversitesi ve bundan sonra da burada kalmayı düşünüyorum.
Hindistan’da yayınlanan uluslararası bir derginin baş editörlüğünü yapıyormuşsunuz. Bu halen devam ediyor mu?
Hayır. Ancak Malezya’da yayınlanan yine Uluslararası bilimsel bir derginin baş editörlüğünü yapıyorum. Ben bir bilim adamıyım, eğitimciyim ve eğitimcilerin en verimli olduğunu düşündüğüm çağımdayım. Yalnızca idareci olarak hayatımı sürdüremeyeceğimin farkındayım. Henüz bu ülke için yapacak işlerim bitmedi ve projelerim üzerinde çalışmaya devam ediyorum. Bunun yanında deminde söylediğim gibi birçok dergiyle çalışıyorum. 170′in üzerinde bilimsel makalem var ve yazmaya da halen devam ediyorum.
“Elektronik Burun Kanser Teşhisinde Kullanılacak!”
İnsan burnu ile ilgili çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz?
Elektronik burunlarda koku sensörleri kullanacağız. Şu ana kadar 13 değişik koku algılayan sensör yapıldı. Ben bunu 20′ye çıkardım ancak bu konudaki çalışmalarım devam ediyor; bu sayı 200′de olabilir. Geliştirilen elektronik burunlar; başta gıda, kozmetik, kimya sanayi olmak üzere, tıpta ve değişik sektörlerde kullanılabilir. Örneğin; İtfaiyecilerin kullanabileceği yangın sırasında algılanamayan patlayıcı gazlar için bir sensör geliştirmeyi planlıyorum. Ya da narkotikte kullanılabilecek, her türlü kokuyu algılayabilecek bir yapay burun tasarlıyorum. Dünyanın değişik araştırma geliştirme merkezlerinde, insandaki harika koku alma sistemi kopya edilerek elektronik burun veya suni burun çalışmaları sürdürülüyor. Özellikle İsrail bu konuya gerekli önemi vererek çok çalışıyor. Ayrıca elektronik burunun tıp dünyasına da bir çok yenilik getireceği, türlü hastalıkların teşhisinde önemli bir yere sahip olacağı kanısındayım. Bu yüzden ben de ülkemiz adına bu konu üzerinde çalışmalarıma devam ediyorum.
“Türkiye’deki İnovasyon Çalışmaları Birtakım Çevrelerce Engellenmeye Çalışılıyor”
Teknoloji ve inovasyon hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Dünyada belli gelişmiş ülkelerde çok yoğun bir şekilde inovasyon çalışmaları yapılıyor. Bu inovasyonlar insan hayatını kolaylaştırma şeklinde olduğu sürece güzel ama %50’sinden fazlası insan hayatına son vermeye yönelik oluyor. Danimarka, Norveç gibi ülkelerin inovasyon çalışmaları var. Türkiye, Suriye, Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, İran gibi nüfusu yüksek ülkelerin ise gelişmesini sağlayacak inovasyonların yapılması, ABD’yi rahatsız ediyor ve ABD tarafından istenmiyor. Bu konuda bizzat karşılaştığım anılarıma dayanarak söylüyorum; Türkiye’de bir takım çevrelerce inovasyon çalışmaları engellenmeye çalışılıyor. Fakat benim gibi ilim insanlarının vazgeçeceklerini düşünmüyorum. Bizler gençlerimize yeterli bilgi ve imkanı verdiğimiz sürece, onlara yol gösterip, projelerini desteklediğimiz sürece ülkemizde de çok güzel işlerin yapılacağına inanıyorum. Yeterki biz gençlerimize gerekli eğitim ve bilgiyi verelim. Çünkü inovasyon bilgi ile olur, bilgiye sahip olan insan teknolojiye de sahip olur.
“Türkiye’deki İlk Yapay Zeka Merkezini Biz Açıyoruz”
Bize fakültenizden ve eğitim anlayışınızdan biraz bahseder misiniz?
Biz Üniversite ve Fakülte olarak iddalıyız. İddamızda da ısrarcıyız. Türkiye’de en iyi olma yolundayız. Bunun içinde mezun edeceğimiz öğrencileri kaliteli yetiştirmeye özen gösteriyoruz. Bu yüzden eğitimi iyi veren, deneyimli hocalarla çalışıyoruz. Her bölümde 6′şar tane hocamız mevcut. Mekatronik bölümümüzde yurtdışından hocalara yer verdik. Özellikle Bölüm Başkanlarını deneyimli hocalardan seçiyoruz.
Şimdiden birçok ilke imza attığımızı düşünüyoruz. Türkiye’de hiçbir üniversite açılmadan laboratuarlarını bitirmedi. Biz daha birinci yılımızda bütün laboratuarlarımızı bitirdik. Bunun yanı sıra Avrupa’da şuan 5 tane yapay zeka merkezi var biz inşallah 6.sını burda kuruyoruz. Büyük çaplı 2 tane projemiz var; biri DPT diğeri ise TÜBİTAK Projesi. Bu fakültenin dekanı olarak ben de üzerime düşeni yapıyorum. Bazıları kendi ürettiği yazılımlarını, projelerini saklar. Ben de böyle bir durum söz konusu değil. Hiçbir hazır program kullanmadan yaptığım yazılım ve projelerimi öğrencilerimle paylaşıyorum. Ve bunları üniversiteme hediye edeceğim. Öğrencilerime oldukça faydalı olacaktır.
AKINSOFT’un “2015′te yapay zekaya sahip insansı robotların seri üretimi” hedefi hakkındaki değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Öncelikle bu hedefinden dolayı AKINSOFT’u tebrik ediyorum. Çünkü bu Türkiye gibi bir ülkede oldukça büyük ve zor bir hedef. AKINSOFT’un bunu başarması dahilinde çok daha büyük işler yapacağına inanıyorum. Şuan biz de fakülte olarak Mekatronik ve Robotik teknolojiler üzerinde çalışmalar yapıyoruz ve gerekli laboratuarlarımız hazır. Öğrencilerimle birlikte gerekli imkanlar dahilinde sizin de laboratuarlarınızı ziyaret etmek istiyorum. Karşılıklı görüş alışverişinde bulunmak, öğrencilerime Türkiye’de de bu işlerle uğraşanlar var demek istiyorum. Çünkü dünyada birçok yerde var, fakat Türkiye’de henüz böyle bir çalışmayı yapan yok.
AKINSOFT’un Tarım ülkesi Türkiye için PNCR-1 Tarım Robotu üretmesi sizce ülkemiz açısından ne kadar faydalı? Bu robot Türkiye’de ilk ve tek olacak. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Sizin de dediğiniz gibi Türkiye tarım ülkesi. Türkiye için bu inovasyon oldukça faydalı olacaktır. Çünkü tarım ülkesi olmamıza rağmen gelişmiş ülkelerden tarım konusunda çok geriyiz. Bu gibi yenilikler, teknolojik gelişmeler Türkiye’ye büyük yarar sağlayacak, ülkemizin tanıtımında ve gelişmesinde oldukça etkili olacaktır. Türkiye’de ise bu robotun geliştirilip, çeşitlendirilmesi büyük yankı uyandıracaktır.
“AKINSOFT İle Gurur Duyuyorum!”
Son olarak, genel açıdan AKINSOFT hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
AKINSOFT bir yazılım şirketi. Yalnızca yazılım alanında ilerleyip, bu konuda ticari faaliyetler yapması gerekirken bunlarla yetinmeyip, kendi alanının dışında ülkemiz adına büyük işlerle uğraşması, ülkemizde inovasyon denilince kendi isminin anılmasını sağlaması, birçok kişi tarafından takdir ediliyor. Ülkemiz için farklı girişimlerde bulunuyor. Bununla gurur duyuyorum. Benim ülkemde de böyle büyük düşünen insanların olduğunu gördükçe mutlu oluyorum. Bu azim ve kararlılıkla çok büyük işler yapacağına eminim. AKINSOFT’a teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.


Sayin Karlik Turkiye icin üstün bir degerdir. Standard üstü bir uslubu ve dogalligi var. Turkiyemize böyle bilim adamlari lazim. Kendisine güveniyor ve basarilar dilerim.
Selamlar Bekir hocam.Yeni göreviniz hayırlı olsun.İnovasyon konusundaki görüşlerinize katılıyorum.Bu alanda yapacağınız her çalışma ülkemizin önünü açacak ve beyin göçünü de durduracaktır.Çalışmalarınızda başarılar dilerim.