Inovax.net » Teknoloji-Bilim-Ekonomi http://www.inovax.net/inovax Innovative Technology Tue, 29 Nov 2011 12:49:50 +0000 http://wordpress.org/?v=2.8.2 en hourly 1 Ses Nedir? Nasıl Duyarız? Robotlarda Duyma Eylemi Nasıl Gerçekleşir? http://www.inovax.net/inovax/2011/11/akinsoft-genel-merkez/ses-nedir-nasil-duyariz-robotlarda-duyma-eylemi-nasil-gerceklesir/ http://www.inovax.net/inovax/2011/11/akinsoft-genel-merkez/ses-nedir-nasil-duyariz-robotlarda-duyma-eylemi-nasil-gerceklesir/#comments Sat, 26 Nov 2011 09:28:18 +0000 admin http://www.inovax.net/inovax/?p=4053 mehmet_saatci

Canlılarda ve makinelerdeki algılama sistemlerinden duyma konusunu ele alacağız bu sayımızda. Canlılarda duyu sistemi nasıl çalışır? Makinelerde muadili nasıl oluşturulur?

Duymayı anlatmak için öncelikle sesin oluşumunu ve aktarımını bilmemiz gerekiyor. Nasıl ki gözleri kör olan bir kişi için ışığın ve renklerin bir anlamı yoksa, doğuştan itibaren duyma yetisi olmayan biri için de ses diye bir şey yoktur. Öyleyse ses nedir? Nasıl oluşur? Canlıların duyabileceği sınırlar nelerdir?

Ses Nedir?
Ses; atmosferde bulunan hava dediğimiz değişik oranlardaki gazlardan (% 78′i azot, % 21 oksijen ,%1 oranında asal gazlar, hidrojen, helyum, argon, kripton, ksenon, neon) oluşan bir kütledir.

Dünya yer küresinin yüzeyinden yaklaşık 400 km kalınlığa kadar ulaşır, yükseklere çıkıldıkça seyrekleşir ve her yerde homojen değildir. Bu gazlar serbest halde dolaşır. Herhangi bir malzemenin mekanik titreşimlerine tepki gösterir. Bu mekanik titreşimlerle eş zamanlı oluşan hava kütleciklerine ses diyoruz. Yani ses sadece havanın olduğu yerde vardır. Hava yoksa canlılar için ses de yoktur.

Akciğerlerimize çektiğimiz havayı geri verirken hava ses tellerimizden geçer. Tellerin mekanik titreşimleri sonucunda genleşip daralan hava paketçikleri oluşur. Bu paketler bir sonraki hava moleküllerine  enerjilerini  aktararak gittikçe enerjilerini kaybederler ve belli bir mesafeden sonra sönerler. Bu durum sesi oluşturan kaynağın genliğine bağlı  olarak daha  yakına veya uzağa gitmesini  sağlar. Genellikle desibell (db) cinsinden ölçümlendirilir.

Nasıl Duyarız?
Yeterli enerji seviyesine sahip hava paketçikleri kulağımıza ulaştığında duyma eylemi gerçekleşir. Kulağımız üç ana katmandan oluşur; dış kulak, orta kulak ve iç kulak. Dış kulak, kulak kepçesi ve kulak borusundan ibarettir. Kulak kepçesi hava paketlerini yakalar ve sesin yönünü bulmamıza yardımcı olur. Yakalanan ses paketleri, kulak borusundan ilerleyerek orta kulağın bir parçası olan kulak zarına gelir ve paketler soğan zarına benzeyen kulak zarını titreştirir. Kulak zarı bu titreşimleri 12-19 kat arttırdıktan sonra kendine bağlı ardışık üç kemik (Örs, Çekiç, Üzengi) aracılığıyla iç kulağa aktarır.  İç kulaktaki Perilenfa sıvısı bu kemikler tarafından titreştirilir.
Buradan da Endolenfa Membranına ulaşırlar. Endolenfa’daki dalgalanma ince kıl şeklindeki reseptörleri (Corti Organı) uyarır. Bu işlem, sinir impulslarının başlamasını ve işitme siniri ile beyne taşınmasını sağlar. Beyin bu sinyalleri yorumlar ve böylece duymuş oluruz. Yalnız, bu doku sistemlerinin yapıları gereği yakalayabilecekleri bir titreşim sınırı vardır. Bu sınır insanlar için saniyede yirmi ile yirmi bin (20 – 20.000 Hz) titreşim arasında olur. Bu sınır canlılar arasında farklılık gösterir. Saniyede  beş titreşim kullanan canlılar (fillerin kullandığı) olduğu gibi, otuz beş kırk bin titreşim kullanan canlılar da (yarasalar) bulunmaktadır. Çocukların ve gençlerin kulakları yetişkinlere göre daha yüksek frekanslı seslere (titreşimlere) duyarlıdır.  Saniyedeki titreşim veya dalga sayısına frekans denir ve birimi Hertz (Hz) dir.  Ses havada etki yöntemi  ile dağıldığından belli bir hızı vardır. Bu hız normal sıcaklık altında (23 santigrat) saniyede 333 mt / sn dir. 32 santigrat derece civarında 340 /sn dir. Sesin bu özelliği kullanılarak sonar radarları geliştirilmiştir.

İki kulağımız olduğundan, ikisi arasındaki ses şiddetini kıyaslayarak sesin geldiği yönü bulabiliriz. Kulağımızda genzimize açılan bir kanal (Östaki Borusu) vardır. Bu kanal, kulak içi basıncın ayarlanmasında kullanılır. Genellikle kendi sesimizi bu kanaldan gelen titreşimler vasıtası ile duyarız. Bu sebeple de kendi sesimizi bir kayıt cihazından dinlerken tanıyamayız. Bunun nedeni; biz konuşurken sesin çoğunluğunun Östaki Borusu’ndan gelmesidir. Kendi sesimizi bu şekilde tanımlarız. Sesimizi kayıt cihazından dinlerken, sesimiz dış kulak yoluyla beyne ulaştığından tanıyamayız.

Robotlarda Duyma Eylemi Nasıl Gerçekleşir?

Robotlarda duyma, şu an için canlılardaki kadar gelişmiş olmasada yapısal olarak canlılardakinin kopyası sayılabilir. Ses önce mikrofon dediğimiz ses paketlerini elektrik sinyallerine çeviren  kompanente girer. Buradaki kulak zarına benzeyen diyaframa çarpar ve diyafram hareketleri çeşitli  elektrik üretme mekanizmalarından biri vasıtası ile (Genellikle sabit bir mıknatıs üzerinde diyaframa tutturulmuş bir bobin) elektrik sinyallerine dönüştürülür. Fakat üretilen bu sinyaller işlenebilmek için yeterli büyüklükte (Genlikte) olmadıklarından bir yükselteç (Amplifikatör) yardımıyla gerekli seviyeye yükseltilir. Bu elektrik sinyalleri bilgisayar tarafından çözümlenebilecek nitelikte olmadıklarından bilgisayarların çalışma prensibini oluşturan binary sisteme uyarlanmaları gerekir. Analog digital çevirici (A/D Converter) bir sistemle analog sinyaller sayısal sinyallere çevrilerek bilgisayara aktarılır. Bilgisayara önceden yüklenmiş olan seslere karşılık gelen sayısal verilerle karşılaştırılır ve buna karşılık gelen komut yerine getirilir. Bilgisayarların hızları arttıkça bu komutları değerlendirme ve işleme zamanı azalmakta, seslerin daha hassas işlenebilmesi sağlanmaktadır. Bugün aynı yöntem birçok şirket tarafından insansız telesekreter hizmeti verecek şekilde de kullanılmaktadır.

akinci

]]>
http://www.inovax.net/inovax/2011/11/akinsoft-genel-merkez/ses-nedir-nasil-duyariz-robotlarda-duyma-eylemi-nasil-gerceklesir/feed/ 2
İnternet Kullanıcısı Artıyor http://www.inovax.net/inovax/2011/11/teknoloji-bilim-ekonomi/internet-kullanicisi-artiyor/ http://www.inovax.net/inovax/2011/11/teknoloji-bilim-ekonomi/internet-kullanicisi-artiyor/#comments Sat, 26 Nov 2011 07:58:41 +0000 admin http://www.inovax.net/inovax/?p=4070 internetSabit internette abone sayısı yüzde 10, kullanım yüzde 70 arttı.

Bağımsız karşılaştırma sitesi Enuygun.com’un analizine göre, Türkiye’deki sabit internet abone sayısı, 2011 yılının ikinci çeyreğinde, 2010’un aynı dönemine göre yaklaşık 540 bin arttı ve 7 buçuk milyona ulaştı. Mobil internete kıyasla oldukça yavaş büyüyen sabit internet pazarında, abonelerin internet kullanım miktarındaki hızlı yükseliş dikkat çekiyor. Sabit internet pazarı, kablo ve fiber internet ile büyüyor.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) verilerinden derlenen analize göre,  xDSL, fiber, kablo ve diğer bağlantıları kullanan sabit genişbant internet abone sayısı, 2011 yılı ikinci çeyrek itibariyle bir yıl öncesine göre yaklaşık 540 bin abone daha kazanarak 7,45 milyona ulaştı.  Aynı dönemde abone sayısını 2,8 milyon kadar artıran mobil internet pazarının yanında oldukça yavaş büyüyen sabit internet pazarında, abonelerin internet kullanım miktarı ise önemli ölçüde yükseldi.

2010 yılının ikinci çeyreğinde sabit genişbant internet abonelerinin 240 bin TB olan toplam internet kullanım miktarı, 2011 yılının ikinci çeyreği itibariyle 401 bin TB olarak gerçekleşti. Bu verilere göre, sabit internet abone sayısı yüzde 8, kullanım miktarı ise yüzde 67 arttı.

9 veri indiriyor, 1 veri yüklüyoruz.

Analizde ayrıca internet kullanım özelliklerine de yer verdi. BTK verilerine göre, sabit internet abonelerinin kullanımının yaklaşık yüzde 89’u veri indirme, yüzde 11’i ise veri yükleme şeklinde gerçekleşiyor. Türkiye’de sabit genişbant internet abonelerinin yaklaşık yüzde 75’inin 8 Mbit/s hıza kadar olan bağlantıya sahip olduğunu belirten Baş Analist Betül Sungurlu, “Şu anda ADSL ya da fiber gibi internet tarifelerinde veri yükleme hızı, ortalama olarak veri indirme hızının sekiz ile onda biri oranında veriliyor.  Veri yükleme ile indirme arasındaki bu oranda, sunulan hızların da payı bulunuyor. Özellikle sosyal medya kullanımının artışına paralel olarak, zaman içerisinde veri yükleme hızının artırılmasının da gündeme  geleceğini tahmin ediyoruz. Kullanıcılarımızın bir kısmından internet sağlayıcılarının sunduğu veri yükleme hızlarının düşüklüğü konusunda şikâyetler alıyoruz” dedi.

Sabit internet, kablo ve fiber ile büyüyor.

Bir yılda abone sayısını 540 bin civarında artıran sabit internet pazarında kablo ve fiber internetin payı ise oldukça yüksek. Abone artışının yüzde 49’unu ADSL abone sayısındaki artış, yüzde 50’sini ise fiber ve kablo internet abone sayısındaki artış oluşturuyor. 2011 yılının ikinci çeyreği itibariyle son bir yılda kablo internet abone sayısı 191 binden 368 bine; fiber internet abone sayısı ise 100 binden 190 bine yükseldi. ADSL ile fiber internet bağlantı tarifeleri arasındaki fiyat aralığının daraldığını belirten Sungurlu, tüketicilerin ise bunu yavaş yavaş fark etmeye başladığını gözlemlediklerini belirtti.

]]>
http://www.inovax.net/inovax/2011/11/teknoloji-bilim-ekonomi/internet-kullanicisi-artiyor/feed/ 0
Masa Başında ve Bilgisayar Karşısında Geçirilen Saatler Boyun Fıtığına Davet Çıkarıyor http://www.inovax.net/inovax/2011/11/teknoloji-bilim-ekonomi/masa-basinda-ve-bilgisayar-karsisinda-gecirilen-saatler-boyun-fitigina-davet-cikariyor/ http://www.inovax.net/inovax/2011/11/teknoloji-bilim-ekonomi/masa-basinda-ve-bilgisayar-karsisinda-gecirilen-saatler-boyun-fitigina-davet-cikariyor/#comments Fri, 25 Nov 2011 13:50:51 +0000 admin http://www.inovax.net/inovax/?p=3967 001Opr. Dr. Mustafa Çolak, masa başı ve bilgisayar karşısında geçirilen saatlerin boyun fıtığını davet ettiğini söyledi. Samsun Medical Park Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi/Nöroşirurji Bölümü’nden Opr. Dr. Mustafa Çolak, boyun fıtıkları ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Boyun fıtığının aynı bel fıtığı gibi omur kemikleri arasında amortisör görevi gören jel kıvamındaki disklerin yırtılarak, çevrelerindeki omurilik ve sinir köklerine baskı yapmasıyla ortaya çıktığını söyleyen Opr. Dr. Çolak, “Fıtık hangi seviyede ise bu seviyeye uyan ve etkilenen sinir kökü alanında kaslarda zedelenmeler ve ağrı olur. Boyun fıtığına özellikle uzunsüre masa başında ve bilgisayar ekranı karşısında oturanlarda, ofis çalışanlarında, devlet memuru, bankacı, diş hekimi, santral görevlisi gibi bazı meslek gruplarında yapılan iş gereği sık rastlanır.
Ayrıca genetik olarak kasları zayıf olanlarda, spor yapmayan hareketsiz kişilerde, bedenen ağır iş yapan inşaat işçiliği gibi meslek gruplarında daha fazla görülmektedir” dedi. Fıtığın kol ve ellerde kuvvet kaybından yürüme zorluğuna kadar gidebildiğini anlatan Opr. Dr. Çolak, boyun fıtığının omurilik ve sinir sıkışıklığı ile bağlantılı olan şikayetlerle ortaya çıktığını ifade etti. Çolak, “Eğer sadece tek bir sinir etkilenmiş ise; kolda, el ve parmaklara kadar vuran ağrı, sızlama, karıncalanma, eğer ciddi baskı varsa kol ve ellerde kuvvet kaybı izlenir. Bundan bir aşama daha ileri gider ve omurilik sıkışırsa bu bulgulara ek olarak ayaklarda da karıncalanma yanma, uyuşma,yürüme zorluğu idrar ve büyük abdesti kaçırma gibi şikayetler ortaya çıkar” diye konuştu.
002Mikro Cerrahi Yöntemiyle %95 Başarı
Boyun fıtığı tedavisinde, şikayetlerin oluş şekli ve hikayesinin tam olarak öğrenilmesi, ayrıntılı nörolojik muayene, uygun radyolojik incelemeler ve gerekli olan durumlarda uygulanan sinir elektrosu tetkiki ile yüzde 95 kesinlikte teşhise ulaşıldığını vurgulayan Opr. Dr. Çolak, “Tedavi için mikrodiskektomi veya mikrocerrahi yöntemleri kullanılmalıdır. Bu işlem 1.5- 2 saatlik bir sürede tamamlanır, işlemden 6 saat sonra hasta boyunluk ile ayağa kaldırılır ve 1 gün sonra da evine gönderilir. İki haftalık istirahat programından sonra normal günlük işlerine rahatlıkla dönebilir.  Bu yöntemle başarı yüzde 95′in üstündedir. Burada cerrahi tedavi için son çare demek yerine, ‘uygun hastaya, uygun zamanda ve doğru girişimin yapılması’ demek daha doğru olacaktır. Son çare olarak cerrahi tedaviye gitmek veya son aşamaya gelinceye kadar beklemek doğru değildir ve mikrocerrahinin etkinliğini düşürür” şeklinde konuştu. Cerrahide tedavinin yanı sıra; kilo azaltılması, düzenli egzersiz programları, omurga okulu gibi yaşantının yeniden düzenlenmesi, fizik tedavi gibi yardımcı tedbirlere başvurulmasının gerekliliğinin altını çizen Opr. Dr Mustafa Çolak, bu operasyonlardan sonra haftada 3 gün 1′er saatlik egzersiz programlarının da elde edilen başarılı sonucu destekleyeceğini dile getirdi.

Ayrıca genetik olarak kasları zayıf olanlarda, spor yapmayan hareketsiz kişilerde, bedenen ağır iş yapan inşaat işçiliği gibi meslek gruplarında daha fazla görülmektedir” dedi. Fıtığın kol ve ellerde kuvvet kaybından yürüme zorluğuna kadar gidebildiğini anlatan Opr. Dr. Çolak, boyun fıtığının omurilik ve sinir sıkışıklığı ile bağlantılı olan şikayetlerle ortaya çıktığını ifade etti. Çolak, “Eğer sadece tek bir sinir etkilenmiş ise; kolda, el ve parmaklara kadar vuran ağrı, sızlama, karıncalanma, eğer ciddi baskı varsa kol ve ellerde kuvvet kaybı izlenir. Bundan bir aşama daha ileri gider ve omurilik sıkışırsa bu bulgulara ek olarak ayaklarda da karıncalanma yanma, uyuşma,yürüme zorluğu idrar ve büyük abdesti kaçırma gibi şikayetler ortaya çıkar” diye konuştu.
MİKRO CERRAHİ YÖNTEMİYLE YÜZDE 95 BAŞARI
Boyun fıtığı tedavisinde, şikayetlerin oluş şekli ve hikayesinin tam olarak öğrenilmesi, ayrıntılı nörolojik muayene, uygun radyolojik incelemeler ve gerekli olan durumlarda uygulanan sinir elektrosu tetkiki ile yüzde 95 kesinlikte teşhise ulaşıldığını vurgulayan Opr. Dr. Çolak, “Tedavi için mikrodiskektomi veya mikrocerrahi yöntemleri kullanılmalıdır. Bu işlem1.5- 2 saatlik bir sürede tamamlanır, işlemden 6 saat sonra hasta boyunluk ile ayağa kaldırılır ve 1 gün sonra da evine gönderilir. İki haftalık istirahat programından sonra normal günlük işlerine rahatlıkla dönebilir. Bu yöntemle başarı yüzde 95′in üstündedir. Burada cerrahi tedavi için son çare demek yerine, ‘uygun hastaya, uygun zamanda ve doğru girişimin yapılması’ demek daha doğru olacaktır. Son çare olarak cerrahi tedaviye gitmek veya son aşamaya gelinceye kadar beklemek doğru değildir ve mikrocerrahinin etkinliğini düşürür” şeklinde konuştu. Cerrahide tedavinin yanı sıra; kilo azaltılması, düzenli egzersiz programları, omurga okulu gibi yaşantının yeniden düzenlenmesi, fizik tedavi gibi yardımcı tedbirlere başvurulmasının gerekliliğinin altını çizen Opr. Dr Mustafa Çolak, bu operasyonlardan sonra haftada 3 gün 1′er saatlik egzersiz programlarının da elde edilen başarılı sonucu destekleyeceğini dile getird
Ayrıca genetik olarak kasları zayıf olanlarda, spor yapmayan hareketsiz kişilerde, bedenen ağır iş yapan inşaat işçiliği gibi meslek gruplarında daha fazla görülmektedir” dedi. Fıtığın kol ve ellerde kuvvet kaybından yürüme zorluğuna kadar gidebildiğini anlatan Opr. Dr. Çolak, boyun fıtığının Ayrıca genetik olarak kasları zayıf olanlarda, spor yapmayan hareketsiz kişilerde, bedenen ağır iş yapan inşaat işçiliği gibi meslek gruplarında daha fazla görülmektedir” dedi. Fıtığın kol ve ellerde kuvvet kaybından yürüme zorluğuna kadar gidebildiğini anlatan Opr. Dr. Çolak, boyun fıtığının Ayrıca genetik olarak kasları zayıf olanlarda, spor yapmayan hareketsiz kişilerde, bedenen ağır iş yapan inşaat işçiliği gibi meslek gruplarında daha fazla görülmektedir” dedi. Fıtığın kol ve ellerde kuvvet kaybından yürüme zorluğuna kadar gidebildiğini anlatan Opr. Dr. Çolak, boyun fıtığının
]]>
http://www.inovax.net/inovax/2011/11/teknoloji-bilim-ekonomi/masa-basinda-ve-bilgisayar-karsisinda-gecirilen-saatler-boyun-fitigina-davet-cikariyor/feed/ 0
Son Yılların En Tehlikeli Virüsü http://www.inovax.net/inovax/2011/11/teknoloji-bilim-ekonomi/son-yillarin-en-tehlikeli-virusu/ http://www.inovax.net/inovax/2011/11/teknoloji-bilim-ekonomi/son-yillarin-en-tehlikeli-virusu/#comments Fri, 25 Nov 2011 13:36:40 +0000 admin http://www.inovax.net/inovax/?p=3962 virusEski tehlikeli yazılımlar bulaştığı bilgisayardaki sistem dosyalarına zarar verirdi. Yeni nesil virüslerse önemli bilgileri bulup bunları kullanıcıya fark ettirmeden geliştiricilerine yolluyor. Geçtiğimiz yıl ortaya çıkan ve İran’daki nükleer santrali ele geçiren Stuxnet’ten sonraki en tehlikeli virüs bilgisayarları tehdit etmeye başladı.

Windows’taki açıkları kullanarak bilgisayarla bulaşan Duqu adeta dijital bir ajan gibi çalışıyor. Symantec’in ortaya çıkardığı Duqu ele geçirdiği bilgisayardaki istihbarat ve önemli bilgileri topluyor. Özellikle devlet daireleri, istihbarat birimlerini hedef alan Duqu’yu durdurmak şimdilik bir çözüm yolu da yok.

Techno-labs’in derlediği habere göre Sorunun bir numaralı muhatabı olan Microsoft bugün yaptığı açıklamayla Duqu’nun farkında olduklarını ve bir çözüm aradıklarını duyurdu. Microsoft Word dosyaları sayesinde bilgisayarlara bulaşan Duqu Fransa, İsveç, Hindistan, Ukrayna, Sudan ve Vietnam’a saldırı da bulunuyor.

BİRADERİ STUXNET

Güvenlik uzmanları Duqu’nun kaynak dosyaları içerisinde Stuxnet’e ait kodlar bulduklarını belirtti. Stuxnet ve Duqu gibi bir virüsü geliştirmek için 60 kişilik hacker grubunun en az 6 ay boyunca kod yazması gerekiyor.

Kendi yapay zekalarına sahip olan bu virüsler bulaştıkları bilgisayarları tarayıp kişisel bilgilerinizi tıpkı bir istihbarat uzmanı gibi toparlıyor. Duqu gibi bir virüsü geliştirmek için ise milyonlarca dolarlık kaynak gerekli.

Kendi yapay zekalarına sahip olan bu virüsler bulaştıkları bilgisayarları tarayıp kişisel bilgilerinizi tıpkı bir istihbarat uzmanı gibi toparlıyor. Duqu gibi bir virüsü geliştirmek için ise milyonlarca dolarlık kaynak gerekli.

]]>
http://www.inovax.net/inovax/2011/11/teknoloji-bilim-ekonomi/son-yillarin-en-tehlikeli-virusu/feed/ 0
KARATAY ÜNİVERSİTESİ AÇILDI http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/karatay-universitesi-acildi/ http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/karatay-universitesi-acildi/#comments Fri, 18 Feb 2011 10:14:55 +0000 admin http://www.inovax.net/inovax/?p=3145 ktokarataytrsKonya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi’nin resmi açılış törenine, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Konya Valisi Aydın Nezih Doğan, Karaman Valisi Süleyman Kahraman, AK Parti Konya Milletvekilleri Hüsnü Tuna, Ali Öztürk, Mustafa Kabakcı, Özkan Öksüz, Ayşe
Türkmenoğlu, Hasan Angı, Abdullah Çetinkaya, Sami Güçlü, Orhan Erdem, Harun Tüfekçi, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Faruk Bal, CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Büyükşehir ve merkez ilçe belediye başkanları ile davetliler katıldı.

TBMM Başkanı Şahin, KTO-Karatay Üniversitesi’nin adının getirdiği sorumluluğun yanı sıra bir vakıf üniversitesi olma özelliğini de taşıdığını ifade ederek, “Vakıf, imkanı olan insanların bu imkanlarını diğer insanlar yararlansın diye bir kısmını tahsisidir. Başta Konya, İstanbul ve Bursa olmak üzere nereye giderseniz gidin, nerede bir tarihi eser görürseniz o eser bir vakıf eseridir. Bu üniversitede bir vakıf üniversitesidir. Hem isminin Karatay olması hem de vakıf geçmişi olması, bu üniversitenin geçmişi geleceğe bağlayan bir misyonunu da beraberinde getiriyor. Türkiye’de üniversite sayısında ciddi artışlar oldu. 23 olan vakıf üniversitesi sayısı 54′ e çıktı. Bu sevindirici bir olay. Ancak vakıf üniversitelerin, ekonomik amaçlı özel üniversitelere dönüşme endişesi taşıyorum. Ben, vakıf kültürünün ne olduğunu yakinen bilen birisiyim. Bu tür üniversitelerde sadece öğrencilere iyi eğitimin yanı sıra mezun olduktan sonra iş bulabilir miyim sorusuna yanıt bulabilen bir eğitim ortamı hazırlanıyor.
Bu bağlamda KTO-Karatay Üniversitesi’nin hayata geçmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim” şeklinde konuştu.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu da, Selçuklu Devletine başkentlik yapan Konya’nın geçmişten aldığı tarihi zenginliği geleceğe aktaracağını söyledi. Bunun bir örneğinin de KTO-Karatay Üniversitesi olduğunu dile getiren Çubukçu, “Ülkelerin kalkınmışlığı yüksek öğrenim oranlarındadır. Sadece üniversitelere bağlı olarak gelişiyor. 100. yılında bilgiye dayalı güçlü bir ülke için üniversitelerimizden ve gençlerimizden çok şeyler bekliyoruz. Bu tarihi başkentten doğan KTO-Karatay Üniversitesi’nin kısa sürede
dünyanın tanınmış üniversiteleri içinde yer alacağını umut ediyorum” şeklinde konuştu.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan ise, üniversitelerin ülkenin sorunlarıyla ilgilenmesini istedi. Yüksek öğrenime olan talebin dünyanın her ülkesinde arttığını ve bu talebin önüne geçmeye çalıştıklarını anlatan Özcan, “Bizde ne yaparsak yapalım bu talebin önüne geçemiyoruz. Kontenjanlarımızı artırdık, birkaç yıl içinde üniversiteye girişlerde sorun olmayacak. Üniversitelerimizin baş etmesi gereken bir başka sorunda kürselleşmenin getirdiği üniversiteler arası korkunç rekabet. Artık Türkiye’de tek
başımıza kapalı kapılar ardından iş yaptığımızı zannetmeyin. Maalesef bugüne kadar üniversiteler, sıçra köşklerde hareket edip makale yazmakla yetindiler. Tabii ki makale yazacağız ama ülkemizin kalkınmasına da katkı sağlayacağız. Üniversiteler artık lütfen ülkenin sorunlarıyla ilgilensin. Biz üniversitelerimizi buna yönlendiriyoruz ve üniversitelerimiz dünya sıralamasında yer almaya başladı” diye konuştu.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ise, 21. yüzyılın en büyük sermayesinin yetişmiş insan gücü olacağını ve üniversitelere büyük görev düştüğünü dile getirerek, “Önümüzdeki yüzyıl yatırım yüzyılı olacak. Eğer başarılı olacaksak gençlerimizi en iyi şekilde eğitmemiz gerekir. İyi üniversiteler iyi gelecek demektir. Bizim hedefimiz dünyanın ilk on ekonomisi içinde olmak, bunu istiyorsak büyük düşüneceğiz ve bunu gerçekleştirecek alt yapıyı yapacağız. Bu üniversite de bunlara altyapı sağlayacak basamak
geliştirecek” dedi.

Konya Valisi Aydın Nezih Doğan ile Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir konuşmalarında, üniversitenin yapımında emeği geçenlere teşekkür etti.

Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek de, Konya’nın yeniden üniversiteler şehri olduğunu belirtti. Akyürek, Konya’yı geçmişi kadar görkemli bir geleceğe taşımak misyonu ile hareket ettikleri için açılıştan dolayı çok heyecanlı olduğunu ve Konya’nın 4 üniversiteye ile eğitim şehri haline geldiklerini ifade etti. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü 1. sınıf öğrencisi Seda Küçükbardakcı’nın okulunu tanıttığı konuşmasından sonra kürsüye gelen KTO-Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu, üniversitelerinden mezun olacak öğrencilerin Türkiye’nin kalkınmasına katkı sağlayacağını söyledi.

KTO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Üzülmez ise, 800 yıl önce Selçuklular döneminde açılan Karatay Medresesi’ni, Karatay Üniversitesi olarak yeniden eğitime kazandırdıklarını kaydetti. Üniversitelerin bulundukları coğrafyaların gelişimine öncülük ettiğini söyleyen Üzülmez, Konya’nın eğitim tarihinde misyonunu yeniden kazanması için Teknik ve Tarım Üniversitesi’nin acilen kurulması gerektiğini bildirdi.
Konuşmaların ardından açılış törenine katılan Başkan Şahin, Bakan Çağlayan, Bakan Demir, Bakan Çubukçu ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’a hediyeler verildi. Kurdele kesiminin ardından protokol üyeleri bir süre sınıflarları gezerek bilgi aldı.

]]>
http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/karatay-universitesi-acildi/feed/ 0
ODTÜ Robot Topluluğu http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/odtu-robot-toplulugu/ http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/odtu-robot-toplulugu/#comments Fri, 18 Feb 2011 10:11:11 +0000 admin http://www.inovax.net/inovax/?p=3062 robot

ODTÜ Robot Topluluğu, çoğunluğunun ODTÜ Mühendislik Fakültesi öğrencilerinden oluşan hevesli birkaç öğrenci tarafından Şubat 2000’de kuruldu. ODTÜ Robot Topluluğu, robot ve robotik alt sistemlerinin tasarım, üretim ve uygulamalarını teşvik etmek; çeşitli uzman disiplin alanlarında kazanılmış bilgi ve becerilerini takım çalışması ve ruhu içerisinde aktarmayı sağlamak amacıyla kurulmuş Türkiye’nin ilk Robot Topluluğu’dur.
Bu genç topluluk, ilk yıllarında edindikleri bilgileri uğraşılarında kazandıkları tecrübelerle yoğurarak yurtdışında benzerleri görülen gelişmiş robotları Türkiye’de ilk kez yapmaya başlamış ve bu robotların sergileriyle birçok insanı daha, teknolojiye hevesli hale getirmiş, robot konularına dikkat çekmiştir. Türkiye ayağını TRT’nin düzenlediği Robocon’a da katılan topluluk zamanla adından söz ettirmeye başlamış, bu yarışlarda kazandığı tecrübeleriyle 2002 yılında Türkiye Zekâ Vakfı işbirliğiyle Türkiye’nin ilk robot organizasyonu olan ODTÜ Robot Günleri’ni düzenlemiştir.
TÜBİTAK’ın 2005 yılında Formula-G Güneş Enerjili Araba Yarışları’nı düzenleyeceğini duyurmasıyla  ODTÜ Robot Topluluğu’da güneş enerjisiyle ilgilenmeye başladı. Topluluğun Formula-G 2005 için başlattığı proje, bir ilki gerçekleştirmenin bütün zorluklarını taşıyan bir sürecin ardından tamamlanarak MEŞ-e adlı aracı ortaya çıkardı. Topluluk ilk Formula-G Güneş Enerjili Araba Yarışı’nda birincilik kupasını MEŞ-e adlı güneş arabasıyla ODTÜ Müzesi’ne taşıdı.
ODTÜ Robot Topluluğu, çoğunluğunun ODTÜ Mühendislik Fakültesi öğrencilerinden oluşan hevesli birkaç öğrenci tarafından Şubat 2000’de kurulmuştur. ODTÜ Robot Topluluğu, robot ve robotik alt sistemlerinin tasarım, üretim ve uygulamalarını teşvik etmek; çeşitli uzman disiplin alanlarında kazanılmış bilgi ve becerilerini takım çalışması ve ruhu içerisinde aktarmayı sağlamak amacıyla kurulmuş Türkiye’nin ilk Robot Topluluğu’dur.

Bu genç topluluk, ilk yıllarında edindikleri bilgileri uğraşılarında kazandıkları tecrübelerle yoğurarak yurtdışında benzerleri görülen gelişmiş robotları Türkiye’de ilk kez yapmaya başlamış ve bu robotların sergileriyle birçok insanı daha, teknolojiye hevesli hale getirmiş, robot konularına dikkat çekmiştir. Türkiye ayağını TRT’nin düzenlediği Robocon’a da katılan topluluk zamanla adından söz ettirmeye başlamış, bu yarışlarda kazandığı tecrübeleriyle 2002 yılında Türkiye Zekâ Vakfı işbirliğiyle Türkiye’nin ilk robot organizasyonu olan ODTÜ Robot Günleri’ni düzenlemiştir.

09.07.2010_Takimlar-(6)

TÜBİTAK’ın 2005 yılında Formula-G Güneş Enerjili Araba Yarışları’nı düzenleyeceğini duyurmasıyla ODTÜ Robot Topluluğu’da güneş enerjisiyle ilgilenmeye başladı. Topluluğun Formula-G 2005 için başlattığı proje, bir ilki gerçekleştirmenin bütün zorluklarını taşıyan bir sürecin ardından tamamlanarak MEŞ-e adlı aracı ortaya çıkardı. Topluluk ilk Formula-G Güneş Enerjili Araba Yarışı’nda birincilik kupasını MEŞ-e adlı güneş arabasıyla ODTÜ Müzesi’ne taşıdı. 2006 yılında ODTÜ Robot Topluluğu, ikinci güneş enerjili araçları olan ODTÜ-TEK’i geliştirdi ve ODTÜ-TEK ile Formula-G 2006 yarıfinal 1.’liği, final 4.’lüğü ve aynı zamanda “En Güzel Tasarım Mansiyon” ödülünü elde etti. Ancak ODTÜ-TEK’i bekleyen çok daha büyük bir olay 2007 yılında gerçeğe dönüştü. 17 Mayıs 2007 tarihinde İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü’nden başarılı bir geçiş yapan ODTÜ-TEK, “Dünya Tarihinde Kıtalar Arası Geçiş Yapan İlk Güneş Enerjili Araç” olmayı başardı.

2007’de TÜBİTAK’ın yeni çağrısına kulak veren ODTÜ Robot Topluluğu, Türkiye’nin ilk hidrojen enerjili araba yarışı Hidromobil 2007’ye katılacak iddialı bir araç üretmek üzere çalışmalarını başlattı. Başarıyla tamamlanan HidroAktif adlı araçla yarışmaya katılan ODTÜ Robot Topluluğu, bu aracıyla Başkent Kupası 1.’liği, final 3.’lüğü ve “Aküsüz Araba Tasarımı” ile “Özgün Tasarım ve Yerli Katkı” ödülünü elde etti. Formula-G 2007’ye önceki seneki aracı ODTÜ-TEK ile katılan ODTÜ Robot Topluluğu, Başkent Kupası 1.’liğine ve final 4.’lüğüne ulaştı.TÜBİTAK’ın düzenlediği Hidromobil 2008 yarışında ODTÜ-TEK isimli aracıyla 2.’liği elde eden ODTÜ Robot Topluluğu 2010 yılında gerçekleşen TÜBİTAK Formula-G yarışlarında yine ODTÜ-TEK ile 3. olarak büyük bir başarıya imza attı.

ODTÜ Robot Topluluğunun bundan sonraki amacı, kendisini yurtdışında kabul ettirecek bir konuma gelmektir. Bu amaç doğrultusunda, Formula-G yarışlarında kazandığı tecrübeyi uluslararası alana taşıyarak adını Dünya alternatif enerji otoritelerine duyurmak, Dünya’da alternatif enerjili araçlar üreten diğer ekiplerle kültürlerarası bir yarışta bulunarak kendini geliştirmek ve kullandığı teknolojileri bir adım ileri götürmek istemektedir. Bu isteğini gerçeğe dönüştürebilmek için ODTÜ Robot Topluluğu, 2013 yılında Dünya’nın en prestijli Güneş Enerjili Araba Yarışı olan World Solar Challenge’a katılacaktır, Yurtiçinde elde ettiği başarılarının yanı sıra, ODTÜ Robot Topluluğu Mayıs 2008’de İspanya ‘da Spain Robotics Competition’da kazandığı 3.lük ve Nisan 2008’de Avusturya’da düzenlenen Robot Challenge’da kazandığı çeyrek final başarılarıyla amacına ulaşmak doğrultusunda önemli adımlar atmıştır.

ODTÜ Robot Topluluğu alt grubu olan ODTÜ Temiz Enerji Kulübü ile birçok ilke imza atarken, yıllar içerisinde gelenekselleşen ODTÜ Robot Günleri’ni de başarıyla devam ettirmiştir. ODTÜ Robot Günleri 5.sinin düzenlendiği 2008 yılında uluslararası olma özelliği de kazanarak Türkiye’nin ilk uluslararası robot organizasyonunda yerli ve yabancı birçok yarışmacıyı bir araya getirdi. Bu yıl da robot ve teknolojiye gönül vermiş herkesi 12-13 Mart 2011’de ODTÜ Kültür Kongre Merkezi (KKM)’de gerçekleşecek olan 8. Uluslararası ODTÜ Robot Günleri’ne bekliyoruz.

]]>
http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/odtu-robot-toplulugu/feed/ 0
Gazi Üniversitesi Robot Topluluğu http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/gazi-universitesi-robot-toplulugu/ http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/gazi-universitesi-robot-toplulugu/#comments Fri, 18 Feb 2011 10:10:09 +0000 admin http://www.inovax.net/inovax/?p=3059 robogaziTürkiye’nin eski ve köklü robot topluluklarından Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Robot Topluluğu (ROBOGAZİ) 2002 yılında kuruldu. Tarihi başarılarla dolu topluluk amacını; akademik program dışında ders dışı etkinliklerle robot ve alt sistemleri tasarım ve uygulamalarını teşvik etmek; çeşitli uzmanlık alanlarında kazanılmış bilgi ve becerileri takım çalışması ve birlik ruhu içerisinde transfer etmeyi sağlamak olarak tanımlıyor. Topluluk, kendine amaç edindiği ilkeleri;

  • Ülkemiz ve dünyadaki robot uygulamalarını izleyerek Gazi Üniversitesi öğrencilerinin akademik gelişimlerine katkıda bulunmak,

  • Robot sistemleri ilgi alanının yaratılmasına yönelik olarak; paneller düzenlemek, çalışma toplanması,

  • Eğitim ve araştırma amaçlı robotlar tasarlamak, üretmek ve geliştirmek,

  • Bilgilerin paylaşılmasında katılımı sağlamak maksadıyla; süreli yayınları izlemek, yayınlamak ve elektronik ortamda interaktif iletişim yoluyla ulusal ve uluslar arası etkileşim olanakları yaratmak,

  • Takım çalışmasını sağlamak ve desteklemek,

  • Ülkemiz ve dünyadaki benzeri akademik kuruluşlarla iletişim sağlamak ve dayanışmada bulunmak,

  • Toplumda robot teknolojisi bilincinin oluşmasında katkıda bulunmak olarak sıralıyor.

Toplumumuzda robot teknolojisiyle ilgili bilgi birikiminin artırılmasına katkıda bulunmak için yola çıkan topluluk, ulusal ve uluslar arası amatör, akademik robot sistem proje ve uygulamaları yarışmaları düzenliyor, benzeri etkinliklere katılıyor, ülkemizi gururlandırıyor. İşte kurulduğu günden beri elde ettiği başarıları:

2004:

- İlk kez katıldığı Güney Kore’de ROBOCON yarışmasında Türkiye 1.’liği ve Dünya 7.‘liği

2005:

-Çin tarafından düzenlenen ROBOCON yarışmasında Türkiye 1.’liği

- Çin tarafından düzenlenen ROBOCON yarışmasında Jüri özel LG tasarım ödülü

2006:

-ODTÜ Robot Günlerinde Sumo Robot Kategorisinde Türkiye 2.’liği

2007:

-İTÜ Robot Olimpiyatlarında Çizgi İzleyen Kategorisi Türkiye 1.’liği

-İTÜ Robot Olimpiyatlarında Silindir Taşıyan Robot Kategorisinde Türkiye 1.’liği

-İTÜ Robot Olimpiyatlarında Süpürge Robotu Kategorisinde Türkiye 2.‘liği

-İTÜ Robot Olimpiyatlarında Yangın Söndüren Robot Kategorisinde Türkiye 2.’liği

-Boğaziçi Üniversitesi Robot Yarışması Çizgi İzleyen Robot Kategorisinde Türkiye 1.ve 2. liği

-Boğaziçi Üniversitesi Robot Yarışması Sumo Robot Kategorisinde Türkiye 1.ve 2.’liği

-Boğaziçi üniversitesi Robot Yarışması Mini Sumo Robot Kategorisinde Türkiye 3.’lüğü

-ODTÜ Robot Günlerinde Sumo Robot Kategorisinde Türkiye 1.’liği

2008:

-İTÜ Robot Olimpiyatlarında Çizgi İzleyen Kategorisi Türkiye 1.’liği

-İTÜ Robot Olimpiyatlarında Silindir Taşıyan Robot Kategorisi Türkiye 2.’liği

-İTÜ Robot Olimpiyatlarında Süpürge Robot Kategorisi Türkiye 3.’lüğü

-İTÜ Robot Olimpiyatlarında Mum Söndüren Robot Kategorisi Teşvik Ödülü

2009:

-Japonya tarafından düzenlenen ROBOCON yarışmasında Türkiye 1.’liği

-Bilkent Üniversitesi Robot Günleri Kafes Robotu Kategorisinde Türkiye 1.’liği

-Bilkent Üniversitesi Robot Günleri Sumo Robotu Kategorisinde Türkiye 2.’liği

-Bilkent Üniversitesi Robot Günleri Çizgi İzleyen Robot Kategorisinde Türkiye 3.’lüğü

-İTÜ Robot Olimpiyatlarında Çizgi İzleyen Robot Kategorisinde Türkiye 3.’lüğü

2010:

-ODTÜ Robot Günlerinde Mini Sumo Kategorisinde Türkiye 1.’liği

-Çankaya Üniversitesi Robot Günlerinde Çizgi İzleyen Kategorisinde Türkiye 1.’liği

-Çankaya Üniversitesi Robot Günlerinde Çizgi İzleyen Kategorisinde Türkiye 2.’liği

-Uludağ Üniversitesi Robot Günlerinde Çizgi İzleyen Kategorisinde Türkiye 3.’lüğü

-Uludağ Üniversitesi Robot Günlerinde Mini Sumo Robot Kategorisinde Türkiye 3.’lüğü

]]>
http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/gazi-universitesi-robot-toplulugu/feed/ 0
ROBOTRAKYA http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/robotrakya/ http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/robotrakya/#comments Fri, 18 Feb 2011 10:09:39 +0000 admin http://www.inovax.net/inovax/?p=3427 logo26ROBOTRAKYA Eylül 2010’da, Trakya Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı bünyesinde, Makine Mühendisliği öğrencisi Burak Şentürken’in öncülüğünde, Yrd. Doç. Dr. Hilmi Kuşçu’nun akademik danışmanlığında kuruldu. RoboTrakya’nın kuruluşu, Robotrakyanın kurucusu Burak Şentürken’in bireysel robot merakı ile başladı. Yaptığı araştırmalarda robotik teknolojisinin yüksek maliyetli bir alan olduğunu tespit eden Şentürken, kendi bütçesi ile bunu yapamayacağını anlayınca üniversite bünyesinde böyle bir öğrenci topluluğu kurma kararı aldı. Akademik danışman Yrd. Doç. Dr. Hilmi KUŞÇU ile görüştükten sonra konuyu arkadaşlarıyla paylaşıp onların da gönüllü olması ile bugünlere kadar geldiler.

ROBOTRAKYA Topluluğu amaçlarını, “Akademik program dışında ders dışı etkinlikler ile robot ve altyapılarını, tasarım ve uygulamalarını teşvik etmek, çeşitli uzman kişiler ve kaynaklardan elde edilmiş bilgi birikiminin takım çalışması ve birlik ruhu içerisinde bizden sonrakilere aktarılmasını sağlamak, Robot bilimini üniversitemize ve ilimize tanıtmak ve yaymaktır” şeklinde tanımlıyorlar. İsim olarak ‘ROBOT’ ve ‘TRAKYA’ kelimelerinin birleşimi olan ‘ROBOTRAKYA’ ismini kullanan topluluğun logosunu, Makine Mühendisliği öğrencisi Mahmut Yüksel tasarlamış. Logonun genel tasarımı devre yollarını, renkleri ise elektriksel kutupları simgeliyor. ‘+’ kutbu kırmızı, ‘-‘ kutbu ise siyah renk temsil etmekte. Slogan olarak ‘Geleceği Siz Düşünün’ü seçmekteki amaç robotik teknolojisinin önemini vurgulayarak, bunun gelecekteki yaşamı şekillendirecek yegane teknoloji olduğunu vurgulamak aynı zamanda Trakya Üniversitesinin ‘GELECEĞE KÖPRÜ’ sloganına atıfta bulunmaktır.

BURAK ŞENTÜRKEN kurucu başkanDüzenlenen etkinlikler
1.ROBOTRAKYA Robot Günleri
Robot günlerinde; sumo robotu, çizgi izleyen robot ve özgün tasarım robotlarının yarışmaları,
Uzman kişilerce konferans, seminer ve panel gibi etkinliklerin düzenlenmesi
Bu şenliklere paralel konser gibi eğlencelerin düzenlenmesi
2.Diğer Üniversitelerin ya da kurumların düzenlediği yarışmalara katılmak.
3.Robotik bilgilerin yazılı ya da elektronik medya ile paylaşılması
4.Aylık ROBOTRAKYA dergisi çıkarılması
5.WEB sayfası güncellenmesi.
6.Sosyal paylaşım siteleri ile öğrencilere ulaşmak.
7.İlimizdeki Orta öğretim kurumlarında ‘ROBOTİK’ ile ilgili topluluk oluşturulmasına teşvik çalışmalarının yapılması.
8.Sosyal Sorumluluk Projelerinin düzenlenmesi

ROBOTRAKYA Topluluğu öğrenci robot toplulukları arasında en yeni robot topluluğudur. Bu yüzden topluluğun imkanları şu anda robotik çalışmaları finanse etmeye tam olarak yetmiyor. Dolayısıyla topluluk, ROBOTRAKYA ile aynı alanda faaliyet gösteren özel sektör firmalarının desteğine ihtiyaç duyuyor. Topluluğu destekleyecek firmaların mükafatı ise Trakya bölgesinde faaliyet gösteren ilk ve tek robot topluluğunun kalkınmasını sağlayarak bu topluluğun alacağı başarıların sponsoru olarak ismini duyurmak olacak. Uzun vadede ise elbette Türkiye kazanacak. ROBOTRAKYA gibi topluluklar, direkt olarak kullanılan teknolojiler üretemeseler bile ülkemiz teknolojisine ilham verecek çalışmalar yapıyorlar. Onlar kendilerine çok güveniyorlar. Tabi bizde çok güveniyoruz. Çok kısa zamanda çok başarılı çalışmalara imza atıp çok yol aldılar.

]]>
http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/robotrakya/feed/ 0
Yard. Doç. Dr. Nihat Yılmaz ile Robotlar’da Görme Üzerine Söyleşi http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/yard-doc-dr-nihat-yilmaz-ile-robotlarda-gorme-uzerine-soylesi/ http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/yard-doc-dr-nihat-yilmaz-ile-robotlarda-gorme-uzerine-soylesi/#comments Thu, 17 Feb 2011 05:30:34 +0000 admin http://www.inovax.net/inovax/?p=3389 su_ropBize kendinizden ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Selçuk üniversitesi elektrik elektronik mühendisliği mezunuyum. 2006 yılından itibaren Selçuk üniversitesi elektrik elektronik mühendisliği yardımcı doçent olarak görev yapıyorum. Doktora tez çalışmamı görüntü tabanlı web robotlar üzerine yapıyorum. Bugüne kadar mobil robotlar üzerine çalıştım. Robotik sensörler ve bu sensörlerden alınan bilgilerin değerlendirilmesi konularında çalıştım. Aktif olarak hala bölümümüzde yürütülen robot projelerinin danışmanlığını yapmaktayım. Robotik konusunda yüksek lisans ve doktora seviyesinde robotik görme ve algılama, tele robotlar ve ileri sayısal sistemler dersi vermekteyim.

Robotlarda görme üzerine çalışıyorsunuz. Bu konu hakkında bilgi verir misiniz?

Robotların dış ortamı algılayarak bu ortama uygun hareket etmesini sağlama işine robotik görme ve buna dayalı robotik kontrol denmektedir. Robotlarda kullanılan tüm sensörler bu kapsama girmektedir. Radar, ladar, sonar ve kameralardan toplanan veriler daha çok bilgi içerdiklerinden bu sinyallerin analizi robotik görmenin en popüler alanlarındandır. İnsan gibi görmek, insan gibi duymak robotlarda olması istenen bilimsel hedeflerdir.

Üniversitenin robotik faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz? Neden bir robot öğrenci topluluğu yok?

Robotik topluluğumuz var ama aktif değil. Aktif çalışma yapabilmeleri için gerekli maddi desteği alamıyoruz. Bu tip çalışmalarda verilen maddi desteğin sürekli olması önemli, Çünkü her yeni gelen öğrenci yapılan çalışmaların üzerine yeni çalışmalar ekliyor. Yeterli maddi destek olmadığında bu öğrencinin de çalışma inancını kırıyor.

Biz bölüm olarak denge robotları, tank robotlar, humanoid robotlar, yürüyen üç bacaklı robotlar, akrep robotlar ve futbol oynayan robotlar üzerinde çalışmalar yapmaktayız.

Amacımız robotların eğlence kısmına değil daha çok akademik çalışmalara katkı sağlamasını hedefliyoruz.

Robot teknolojisinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bizim kullandığımız araçlar, evdeki eşyalar robotik unsurlar içermeye başladı. Gelecekte de özellikle ulaşım sektöründe insan hatalarını ortadan kaldırmak için robot teknolojilerine ihtiyaç var. Biz bu kadar insanı savaşlarda bile kaybetmiyoruz. Her yıl on binlerce insan trafikte can veriyor. Demek ki araç kullanımında robotlara ihtiyaç var. Özellikle yaşlı nüfus artıyor. Yaşlı nüfusunun artmasının sebebinde yaş sınırının artmasının büyük etkisi var. İnsanlar daha uzun ömürlü. Yaşlıların artması ile onların bakım ihtiyaçları doğuyor, bu ihtiyacı gelecekte robotların karşılayacağını düşünüyorum. Yaşlı, hasta Ya da yürüme zorluğu çekenlere yönelik yapılacak robotların popüler olacağını düşünüyorum.

AKINSOFT hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

AKINSOFT, insanlara özellikle yeni mezunlara çok güzel bir ufuk çiziyor. Türkiye’de ünlü bir şirketin olabileceğini gösteriyor. Yazılımda ülkemiz için önemli bir değer. Robotik çalışmalar yaptığınızı da biliyorum ve bu konuda ayrıca tebrik ediyorum. Çalışmalarınız konusunda bizde her zaman desteğe hazır olduğumuzu bilmenizi isteriz.

]]>
http://www.inovax.net/inovax/2011/02/teknoloji-bilim-ekonomi/yard-doc-dr-nihat-yilmaz-ile-robotlarda-gorme-uzerine-soylesi/feed/ 0
izmir, Uluslararası Bilişim Hukuku Kurultayına ev sahipliği yaptı http://www.inovax.net/inovax/2010/11/teknoloji-bilim-ekonomi/izmir-uluslararasi-bilisim-hukuku-kurultayina-ev-sahipligi-yapti/ http://www.inovax.net/inovax/2010/11/teknoloji-bilim-ekonomi/izmir-uluslararasi-bilisim-hukuku-kurultayina-ev-sahipligi-yapti/#comments Wed, 24 Nov 2010 15:14:11 +0000 admin http://www.inovax.net/inovax/?p=2761 İzmir Uluslararası Bilişim Hukuku Kurultayı kapsamında düzenlenen ve Türkiye Bilişim Derneği Başkanı Turhan Mentes’in başkanlık yaptığı ‘İnternet Özgür mü?’ konulu panele, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan Doğan Kılınç, Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Korkmaz Alemdar, avukat Gönenç Gürkaynak ve avukat Fikret İlkiz konuşmacı olarak katıldı. Hukukçu ve akademisyen kimliklerinin bulunduğunu kaydeden Gönenç Gürkaynak, yaptığı konuşmanın son günlerde erişim yasağı gündemde olan arama motorlarının Türkiye’deki hukuk işlerini yürütmesiyle ilgisi bulunmadığını, söyledi.
Türk hukukunun evrimini tamamlamasını istediğini ifade eden Gürkaynak, arama motorlarının internetin hamisi veya sahibi gibi göründüğünü, oysa sadece arama faaliyeti yaptığını söyledi.
İnternette ters giden her soruna arama motorlarının çözüm sunamayacağını kaydeden Gürkaynak, ‘Arama motoru, yer sağlayıcı, içerik sağlayıcı değildir, arama yapar. ‘Benim görüntüm internetten kaldırılsın’, ‘hakkımdaki şu yazı internetten kaldırılsın’ diyen kişi, bunu arama motorundan değil, o bilgiyi internete sunan muhataptan istemelidir’ diye konuştu.
Türkiye’de erişime engelli web sitesinden içerik kaldırılmasına ilişkin çalışmaların, ilgili idare tarafından yapıldığını belirten Gürkaynak, buna rağmen konuyla ilgili tebligat aldıklarını ifade etti. Gürkaynak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
‘Bir internet mevzuatı yaratmak isteyen devletin çabası son derece düzgündür, ama mevzuat misyonunu tamamlamaktadır. Tökezlediğimiz yerler bellidir. Buradan yola çıkarak dengeleme faaliyeti yapılmalı ve buna uygun adımlar atılmalıdır. Aksi takdirde dinamizmi kaybeden bir mevzuat, unsurlarını da kaybeder. Her zaman, her içerik birilerini rahatsız edebilir. Hassasiyetleri son derece yüksek ve sayısız unsurlu, listeli olan Türkiye gibi ülkelerde, ki bu hassasiyetler yerlidir, yersizdir bunu tartışmıyoruz, uzun bir yasak listesini baş tacı edip, ‘bundan arta kalanlar ifade özgürlüğü olsun’ diyemezsiniz. ‘İnternette dinamik bir mevzuat olması zorunluluğu vardır. Sabitleyen bir mevzuat, internetin doğasındaki akışkanlığa aykırıdır. Mevzuatın dinamizm göstermesi gerektiğini düşünüyoruz.’

]]>
http://www.inovax.net/inovax/2010/11/teknoloji-bilim-ekonomi/izmir-uluslararasi-bilisim-hukuku-kurultayina-ev-sahipligi-yapti/feed/ 0